Kitaplarım

BULUTLARI ÜTÜLEYEN TERZİ

“Bulutları Ütüleyen Terzi”nin dükkânına bir gün küçük bir kız çocuğu gelmiş.
Kapının önünde biraz durmuş, sonra çekinerek içeri girmiş.
Terzi, elindeki bulutu katlamayı bırakıp ona bakmış.

“Masalları giymek istiyorum,” demiş çocuk.
“Ama içinde istemediğim hiçbir şey olmasın. Sadece güzel hikâyeler olsun.”

Terzi gülümsemiş.
“Olur,” demiş. “Masallar zaten biraz da insanın kendini koruma biçimidir.”

O gün dükkânda bulunan herkes şaşırmış.
Birisi terziye dönüp sormuş:

“Bulutları gerçekten ütüledin mi?”

Terzi başını sallamış.

“Hayır,” demiş yavaşça.
“Bizim hayallerimiz hâlâ kırışık.”

Kız çocuğu bunu duyunca sessizleşmiş.
Bir süre yere bakmış, sonra usulca konuşmuş:

“Ben masal olmadan uyuyamıyorum.”

Herkes birbirine bakmış.
Sanki ilk kez böyle bir cümle duyuyorlarmış gibi durmuşlar.

“Masallar bu kadar önemli mi?” diye sormuş biri.

Çocuk omuzlarını kaldırmış.

“Bilmiyorum,” demiş.
“Bu aralar hiçbir şeyden emin olamıyorum zaten.
Uykuda masallarım biraz yırtılmış gibi hissediyorum.”

Sonra pencereye gidip gökyüzüne bakmış.

“Hayallerin bu kadar abartılmaması gerektiğini anladım,” demiş.
“Ama insan çocukken her şeyi büyütüyor.
Bulutları bile kıyafet sanabiliyor.”

Terzi onu dikkatle dinlemiş.
Çünkü bazı çocuklar konuşurken aslında büyümeyi anlatırmış.

“Gece olunca,” demiş çocuk,
“çocuklar kendilerine masal dikiyorlar.
Sonra dönüp onlara bakıyorlar:
‘Büyüyünce de böyle kalacak mı?’ diye düşünüyorlar.
Ama hiçbir şey aynı kalmıyormuş.”

Bir sessizlik olmuş.

“Masalların konusu değişir mi?” diye sormuş çocuk bir anda.
“Yoksa bize mi öyle gelir?”

Terzi derin bir nefes almış.

“Bazen gerçekten değişir,” demiş.
“Bazen de değişen masal değil, insanın kalbidir.
Hayat her şeyi aynı anda anlatmaz.”

Çocuk gözlerini kapatmış.

“Bazı geceler uyuyamıyorum,” demiş.
“Bazen masallara inanıyorum, bazen de hiçbir şeye.
Bulutlara sordum bir keresinde.
Sanki her şeyi biliyorlardı.”

Sonra hafifçe gülmüş.

“Belki de çocukluk böyle bir şeydir,” demiş.
“Olmayacak şeyleri bile mümkün sanmak.”

Terzi başını eğmiş.
Çünkü bazı cümleler insana kendi çocukluğunu hatırlatırmış.

“Hayat boyunca,” demiş çocuk,
“hep bir şeyleri düzeltmeye çalışıyoruz.
Sökülen hayallerimizi, eksik kalan yanlarımızı…
Ama belki de bazen sadece bize anlatılan masalları dinlememiz gerekiyordur.”

Dışarıda bulutlar ağır ağır hareket ediyormuş.
Sanki biri gökyüzünü dikkatlice katlıyormuş gibi.

Çocuk kapıya yönelirken son kez durmuş.

“Hep iyi kal çocukluk,” demiş fısıltıyla.
“Çünkü büyüyünce insanlar bazı masallara inanmayı bırakıyor.”

Bir cevap yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir